Sosyal Medya

Emin Çölaşan’ın Hürriyet Gazetesi’ne İhtiyacı Var mı?

0596007337_catSon günlerde pek gündemi takip edemesemde bugün Emin Çolaşan’ın Hürriyet’ten ayrıldığı haberi takıldı radarıma. Ardından biraz önce Ertuğrul Özkök’ün samimi izlenimi uyandırmaya çalışan, bende bir açıklama yapılması gerektiğini hissederek yazıldığı izlenimi uyandıran “Çölaşan’la veda yemeği” yazısını okuyunca anladım ki aslında Emin Çölaşan işinden çıkarılmış.

Daha sonra bir de Bekir Çoşkun’un yazısı ilişti gözüme. Çölaşan ile çok sıkı dost olmaları dolayısı ile onun da ayrılabileceğini duymuştum. Çoşkun çok daha samimi ve gerçekçi bulduğum “Kürek mahkûmları” yazısında okurlarına sormuş:

Şimdi soruyorum:
Ne yapmalıyım.
Asılsam mı küreklere?..
Avuçlarım kanasa da, hırsımdan ağlasam da, o yere doğru tek başıma kalsam dahi çekmeli miyim kürekleri?
Yoksa, vaz mı geçsem kürek çekmekten?
Söyleyin dostlarım…
Ne yapmalıyım, ne?..

Benim bu konuya atlamamın sebebi aslında çok basit. Buradan çok güzel bir eski medya/yeni medya tartışması çıkarılabilir. Özkök demiş ki yazısında:

Emin Çölaşan’a gelince…
O güçlü bir kalemdir.
Türkiye’de birçok gazete var. Mutlaka bir başka gazetede sesini duyurmaya devam edecektir.
Türkiye çoğulcu bir toplum.
Burada olmazsa başka yerde.
Başkaları oralarda olmazsa, burada…

Özkök’den alıntıladığım cümleler yıllardır haberleri aynı gazetelerden takip edip, tek bir sese kulak veren bir kitleye yazılmış aslında. Yukarıdaki alıntıdan Emin Çölaşan kısmını çıkaralım, konudan tamamen habersiz olduğumuzu düşünelim ve yazının tarihini bilmeyelim. Bu durumda ben Özkök’ün yukarıdaki paragrafını okusam bu yazıyı yaklaşık 5-10 yıl önce yazmış olduğunu düşünebilirdim. Çünkü o zaman gerçekten bir yazarın sesini duyurabilmesi için Hürriyet gazetesi gibi bir platforma ihtiyacı vardı.

Bir süre önce Köşe Yazarı Olmak İçin Hürriyet Gazetesine İhtiyacımız Var Mı? diye sormuştum. Tabii ki bir eski medya devinden, bir merkezden kitleye yayın organından bu kalıbın dışına çıkmasını beklemek doğru olmaz. İlk önce okuyucuların bu kalıbun dışına çıkmaları gerekir. Okuyucuların bilmesi gerekir ki Çölaşan’ın sesini duyurmak için Türkiye’de ki çoğu aynı gruba ait olan bir başka gazeteye ihtiyacı falan yok aslında.

Bu bağlamda Bekir Çoşkun’un sorusunun cevabı da basit aslında. Eğer kürekleri çektiğiniz denizden memnun değilseniz İnternet okyanusunun bir köşesinde giderek büyütebileceğiniz kendi gölünüzde çekmeye devam ediniz küreğinizi. Kimliğiniz kurumunuzun taşımak istediği kimlikle uyuşmuyorsa kimliğinizi ve kovulma tereddütlerinizi alıp kendi gölünüze geçiniz.

Umarım hem Emin Çölaşan hem de Bekir Çoşkun eski medyadan uzaklaşıp kendi gemilerinin kaptanları olurlar. Belki başlarda biraz geçim sıkıntısı çekebilirler fakat gazetecilik sektöründe katılımcı ve çok yönlü İnternet dünyasın ilerlemesine ön ayak olabilir ve eski medya kalıbıyla düşünenlere ileriye dönük bir göz dağı verebilirler. Bunu yapmadan önce Çölaşan ve Çoşkun’a Dan Gillmor’un bedava okunabilecek “We the Media” kitabını okumalarını tavsiye ediyorum. Ayrıca bu konuda kendilerine danışmanlık yapabileceğimi de hemen belirteyim!

Bazı alakalı yazılar:



12 Yorum

Buyrun meydan sizin!

Yorumunuzu ekleyin yada yorumunuzu blogunuzdan yapıp buraya geri bağlantı verin.

Yorumlara RSS ile Abone Olabilirsiniz.

Kibar olun, hakaret ve küfür içerikli yorumlardan lütfen kaçının. Hakaret ve küfür içeren yorumlar yayınlamayacaktır.

Yorum yazarken şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*Girilmesi zorunlu kısımlar